Dokunmatik ekranlar nasıl çalışıyorlar?
Dokunmatik ekranların çalışma prensipleri, kullanım
amaçlarına ve bulunacakları yere göre birkaç farklı
çeşitte olabiliyor. Bu tür ekranlarda günümüzde
kullanılan üç temel teknoloji mevcut: Dirençli
(Rezistif) Teknoloji, Yüzey Dalgası (Surface Wave)
Teknolojisi ve Kızılötesi (Infrared) teknolojisi.
Dirençli Teknoloji
Rezistif ve kapasitif teknolojiler, dokunmayı
algılamak için bir nevi devre anahtarlama sistemiyle
çalışırlar. İçi açılmış bir uzaktan kumanda veya
hesap makinesi gördüyseniz, tuşların temasını
sağlamak üzere basınç noktalarında birbirine çok
yakın iki yüzey yerleştirildiğini ve bunların
üzerine baskı uygulandığında temas ederek devreyi
tamamladıklarını görmüşsünüzdür. İşte rezistif ve
kapasitif dokunmatik ekran teknolojilerinin de
dokunulan yeri algılamak için kullandıkları prensip
aynıdır.
Rezistif teknolojide önemli olan, öncelikle tüm
ekranı basınçla çalışan bir anahtarlama sistemi
haline dönüştürebilmek. Bunun için özel bir yapıya
sahip kaplama ekran üzerine sıkı bir şekilde
yerleştirilir. Bu kaplama iki katmandan oluşur:
Üstte dış etkilere dayanıklı polyester panel, altta
ise direnç özelliği gösteren panel. Üstteki panelin
de ön ve arka yüzeyleri de farklı özelliklere
sahiptir. Ön yüzey dış etkilere dayanıklı bir yapı
sunarken, arka yüzey ise yarı iletkendir. Dokunma
işleminin algılanması için, öncelikle üst
kaplamadaki iletken yüzey ve alttaki dirençli
kaplamanın bir şekilde birbiriyle temas etmesi
gerekir. Ancak bunun bir dokunma etkisiyle olması
gerektiğinden dolayı, her iki kaplama arasına
yerleştirilen yüzlerce şeffaf ayıraç sayesinde
paneller
arasından bir hava boşluğu oluşturarak iki
kaplamanın durup dururken birbiriyle temas etmesini
engellenir.

Dirençli dokunmatik ekranlarda kullanılan kaplamanın
yapısı
Ekranı kocaman bir anahtar haline getirdikten sonra
sıra dokunulan pozisyonun nasıl algılanacağını
ayarlamaya gelir. Alttaki dirençli kaplama, dört
adet tel tarafından sürekli olarak sırayla düşey ve
yatay eksenler üzerinde hareket eden +5 volt
gerilimle beslenmektedir ve kaplamanın direnç
özelliği sayesinde bu voltaj bir taraftan diğer
tarafa doğru azalan bir değerle ilerler. Yani
dirençli kaplamaya voltajı verdiğinizde bir tarafta
+5 volt ile yola çıkan voltaj, diğer tarafa doğru
yol alırken giderek azalır ve diğer uçta
topraklamayla sonlanor. Ancak X ve Y eksenlerinde
dönüşümlü olarak verilen bu elektrik akımının
voltajındaki azalma, dirençli kaplamanın özelliği
sayesinde ekran üzerinde öyle düzenli bir dağılım
oluşturur ki, örneğin X ekseni üzerinden akım
verilirken +2.5 volt ölçüm yaptığınız bir noktanın
ekranın X ekseni üzerinde tam olarak nereye denk
geldiği konusunda tutarlı bir tahmin yapabilir hale
gelirsiniz.
Gelelim iletken kaplamaya. Herhangi bir dokunma
olmadığı zaman iletken kaplama üzerindeki voltaj
değeri doğal olarak sıfırdır ve bu değer bir
kontrolcü tarafından sürekli olarak takip edilir.
Ancak ekranın herhangi bir yerine dokunarak iletken
ve dirençli kaplamalar arasındaki teması
sağladığınızda, bir anda iletken yüzey üzerindeki
voltaj değişir ve kontrolcü bunun farkına varır.
Daha sonra kontrolcü, koordinatları belirlemek için
sırayla şu işlemleri gerçekleştirir:
1- Öncelikle X ekseni üzerinde hareket eden bir
elektrik akımı oluşturarak iletken yüzeye bağlı
kontrolcüde beliren voltaj değerini okunur ve
kontrol kartındaki işlemci tarafından X konumu
belirlenir.
2- İkinci olarak aynı işlem bu kez Y ekseni üzerinde
hareket eden bir elektrik akımı üzerinde
gerçekleştirilir ve Y konumu belirlenir.
Özetle elde edilen X ve Y konumlarına dair elde
edilen voltaj ölçümleri kontrolcü tarafından ölçülüp
yorumlandığında, iletken kaplamanın dirençli
kaplamaya hangi noktada değdiği anlaşılır ve bu
bilgi sayısal hale çevrilerek ilgili yazılıma
gönderilip, ilgili işlemin yapılması
sağlanır.
Bu teknolojinin kullandığı kaplama görüntü
kalitesini bir miktar etkilemekle birlikte, yine
kaplamanın özelliklerinden ileri gelen ciddi
avantajları mevcuttur. Örneğin kaplama olarak
ullanılan polyester malzeme, dış ortam koşullarına
ve ağır kirlilik şartlarına camdan daha fazla
dayanıklılık gösterebilir. Ayrıca üzerine yapışan
toz, kir gibi etkenler dokunma etkisi
yaratmadığından dolayı ve eldiven, kalem gibi ekrana
baskı uygulayabileceğiniz her türlü dokunma
etkisiyle çalışabilirler. Bu özelliği nedeniyle açık
alan uygulamalarında ve ağır kirlilik koşullarında
çalışılması gereken durumlarda; örneğin endüstride,
hastanelerde, sürekli yanınızda dere tepe
gezdireceğiniz el bilgisayarlarının ekranlarında ve
kamuya açık alanlarda kullanılan
cihazlarda bu teknolojiden faydalanılır.
Yüzey dalgası Teknolojisi
Yüzey dalgası teknolojisi, dokunmayı algılamak için
nispeten daha ilginç bir prensip kullanır: Ekran
yüzeyini ultrasonik ses dalgalarından oluşan bir
ızgarayla kaplamak ve olası bir dokunmanın ızgarada
oluşturacağı kesintinin yerini tespit ederek konum
belirlemek.
Bu ilginç prensip, yine taşıdığı fikirle paralel
olarak ilginç bir şekilde işler. Öncelikle ekran
üzerine yüzey dalga sistemini oluşturmak üzere, özel
bir şekilde üretilmiş cam bir plaka yerleştirilir.
Bu cam plakanın her iki tarafında, X ve Y eksenleri
üzerinde iki adet yaklaşık
5,53KHz’lik ultrasonik ses dalgaları oluşturan
vericiler yerleştirilir. Cam kaplamanın dört bir
yanına ise, gelen ultrasonik ses dalgasını direkt
ekran üzerine yönlendirecek şekilde 45 derece açıyla
yerleştirilmiş gümüş kabartma yansıtıcılar bulunur.
Bu kabartma yansıtıcılar, aynı zamanda üzerlerine
gelen ses dalgasının yaklaşık %99’unu geçirirken,
geri kalan %1’lik bir kısmı ekranın üzerine yansıtma
özelliğine sahiptirler. Böylece sıra sıra dizilmiş
yansıtıcılardan, ilk sırada olanının sesin bütününü
yansıtması engellenmiş olur.
Vericiden çıkan ses dalgası, yansıtıcıya çarpıp
ekranın üzerinde bir uçtan diğer uca geçerek karşı
tarafa ulaştığında bu kez ters açıyla yerleştirilmiş
diğer bir yansıtıcı grubuyla karşılaşır ve ekranın
bir diğer ucundaki alıcıya yönlendirilir. Bu verici
ve alıcı sisteminden hem X ekseni için, hem de Y
ekseni için birer tane mevcuttur. Böylece ekran
üzerinde ultrasonik seslerden bir ızgara oluşur.
Yüzey dalgalarının X ekseninde nasıl dolaştığını
gösteren şema. Aynısı Y ekseninde de tekrarlanır
Gelelim algılamanın nasıl yapıldığına... Vericiden
yansıtıcılara gönderilen tek bir ultrasonik ses
dalgası, tek tek tüm yansıtıcılardan geçerek alıcıya
ulaşır. Ancak her yansıtıcı, ultrasonik ses
kaynağına olan uzaklığına bağlı olarak değişen
sürelerde bu cevabı alıcıya ulaştırır. Örneğin ekran
üzerinde toplam 10 adet yansıtıcı olduğunu
düşünürseniz; vericiye en yakın yansıtıcıdan ekrana
yönlendirilen ultrasonik ses dalgasının alıcıya
ulaşması diğerlerine oranla en kısa zamanı alır ve
en uzaktaki yansıtıcıdan gelen ses dalgası vericiye
en uzun sürede ulaşır. Dolayısıyla alıcı, tek bir
ultrasonik ses dalgasına karşılık birbirinden farklı
zamanlarda kendisine ulaşan 10 farklı
cevapla karşılaşır. Yani ses dalgasının vericiden
çıktığı yerdeki ilk yansıtıcıdan ekranı dolaşıp
alıcıya ulaşması 1 saniye sürse, 2. yansıtıcıdan
gelen ses dalgası için 2 saniye ve 3. yansıtıcıdan
gelen için 3 saniye sürer.
Alıcıya bağlı olan kontrol kartında, kullanılan cam
kaplamanın boyutu gibi özelliklere bağlı olarak kaç
yansıtıcı olduğu ve her yansıtıcıdan ekrana
yönlendiren ses dalgasının alıcıya ne kadar sürece
ulaşacağı baştan tanımlanmıştır. Dolayısıyla
ultrasonik ses dalgası vericiden bir kez
gönderildikten sonra alıcı bunun yansımalarını
kontrol etmeye başlar: A süresinde ulaşması gereken
birinci yansıma yerine ulaştı mı?
Ulaştı... B süresinde ulaşması gereken ikinci
yansıma ulaştı mı?
Ulaştı... C süresinde gelmesi gereken 3. yansıma
yerine ulaştı mı?
Ulaşmadı... Bu durumda alıcı, 3. yansıtıcının ekrana
gönderdiği ses dalgasının bir engelle karşılaştığını
düşünüp bu noktada bir dokunma gerçekleştiğini
anlar. Aynı işlem Y eksenine de uygulanarak hangi
yansıtıcıdan cevap gelmediği belirlendiğinde
dokunmanın koordinatı belirlenmiş olur ve bu bilgi
kontrol yongalarında işlenerek yazılıma gönderilir.
Bu süreç, yani vericinin ses dalgaları göndermesi ve
alıcı tarafından yansıtıcılardan gelen bütün
cevapların kontrol edilmesi
işlemi her saniye 25-50 kez tekrarlanır.

Yüzey dalgası teknolojisinde kullanılan cam kaplama.
Ekranda ultrasonik seslerden oluşan bir ızgara
oluşturmak üzere yerleştirilen gümüş yansıtıcıları
resimde görebilirsiniz.
Bu teknoloji, dirençli teknolojiye oranla daha
modern bir tekniğe sahiptir ve ekranın üzerinde
polyester bir kaplama olmadığından dolayı bu
teknolojiye sahip dokunmatik ekranlar
kullanıcılarına daha canlı bir görüntü sunarlar. Bu
nedenle sunumun ön plana çıktığı durumlarda,örneğin
pazarlama, bilgi sağlama, oyun, elektronik katalog
gibi uygulamalarda bu teknoloji tercih edilir. Ancak
ses dalgalarının uzun mesafede giderek etkisini
yitirmesi yüzünden, belli bir boyutun üzerindeki
ekranlar için bu teknolojinin kullanılması uygun
değildir.
Kızılötesi Teknolojisi
Bu teknoloji, diğerlerine oranla anlaşılması en
basit olanıdır. Kızılötesi teknolojisini kullanan
dokunmatik ekranlarda X ve Y eksenlerine belli
sayılarda kızılötesi diyot, bunların tam karşılarına
da birer kızılötesi algılayıcı yerleştirilir.
Sonrası tahmin ettiğiniz gibi; elinizi bu ekranın
bir yerine dokundurduğunuzda, algılayıcının
karşısındaki kızılötesi ışığı görmesini engellemiş
olursunuz ve X-Y eksenlerindeki algılayıcılardan
hangilerinin bağlantısının kesildiği bulunarak
kesişme noktalarındaki koordinat hesaplanır. Bu
teknolojiye sahip cihazlar, geniş mesafede dokunma
algılama yeteneğine sahipler ve direkt güneş
ışığından veya sudan etkilenmezler. Bu nedenle
özellikle dev plazma ekranların dokunmatik hale
getirilmesinde tercih edilirler.Infrared
teknolojisi, kolay monte edilen bir çerçeve
sayesinde hemen her ortama kolayca adapte edilebilme
özelliğine sahiptir. Hatta bu işe özgü yazılımı
geliştirmek şartıyla bu tarz bir çerçeveyi vitrine
yerleştirilerek dokunmatik bir vitrin bile
oluşturabilirsiniz. Örneğin vitrindeki bir ürün
hakkında bilgi almak isteyen müşteri, vitrinde o
ürünün karşısına dokunarak yine vitrine
yerleştirilmiş özel bir yazılıma sahip bilgisayar
ekranından fiyat ve garanti bilgilerine bile
ulaşabilir.

Bazı durumlarda malzemenin dışarıdan montajıyla,
dokunmatik özelliği olmayan ekranları dokunmatik
ekran haline çevirmek mümkün.
Son olarak, anlattığımız bu dokunma algılayıcı
teknolojilerin aslında basit fizik temellerine
dayanan mekanizmalardan ibaret olduğunu bilmek
lazım. Ancak bunların arkasında bunlar kadar önemli
iki unsur daha var: Birincisi aldığı fiziksel
verileri yorumlayarak sayısal koordinat bilgilerine
dönüştüren ve bunun yanında ortalama hesabı ve
tolerans kontrolü gibi tüm işlem yükünü üzerinde
barındıran kontrolcü, ikincisi de teknolojinin
işletim sistemiyle entegrasyonunu kurarak
yazılımlarla uyumlu hale gelmesini sağlayan sürücü.